Beyzai: Mukavemet Ordusu Şehid Serdarın Yadigarıdır
Şehid Serdarı Anma Komitesi tarafından organize edilen ve Kudüs TV'den canlı olarak yayınlanan programda Müdafiin-i Harem şehidlerinden Mahmud Rıza Beyzai'nin kardeşi Dr. Ahmed Beyzai'nin yaptığı konuşmanın tam metni

 
Bimillahirrahmanirrahim,
 
Sizi ve çok çok değerli konularınızı bu geceki yayınızdan dolayı selamlıyorum.  Değerli Kudus Tv seyircilerini saygıyla selamlıyorum.
Kasım Süleymani demek bizim için, biz inkılap çocukları için, İsrail diye bir ülkeyi tanımamaktır. İsrail diye bir devleti tanımamaktır.  İsrail diye bir kasabayı hatta bir ahırı tanımamaktır.
 
Kasım Süleymani demek, rahmetli İmam Humeyni’nin mukallitlerinin ve sadık yolunu sürdüren bir askerinden söz etmektir. İmam Humeyni buyurdu ki; İsrail'in adı çağımızın sayfasından silinmelidir. İsrail bir kanser urudur ve bunun kökünden sökülmesi ve atılması lazımdır. Biz Kasım Süleymani’yi bu çerçevede değerlendirmeliyiz.
 
Yani eğer bu çerçeveyi yitirirsek Kasım Süleymani’yi tam anlamıyla yitirmişizdir. Bakınız şehid Kasım Süleymani’yi biz çok seviyoruz. Kasım Süleymani bizim yüreklerimizde yer almıştır.  Bir yıldır ki bizim gecemiz gündüzümüz Kasım Süleymani ile yani Kasım Süleymani'nin adı bizim zihnimizde, fikrimizde, yüreğimizde, akidemizde, hatıralarımızda anlarımızda bile Kasım Süleymani vardır. Yani bir yıldır bizim gecemiz gündüzümüz Kasım Süleymani'dir. 
 
Kasım Süleymani'yi anıyorsak, ve Kasım Süleymani’yi seviyorsak, kahrolsun Amerika, kahrolsun İsrail  diyemiyorsak bu sevginin hiçbir anlamı yoktur.
 
Bakınız Kasım Süleymani’yi kim şehid etti? Kasım Süleymani’yi Daiş’in kurşunu şehid etmedi. Kasım Süleymani’yi Daiş’in el bombalarının parçaları çöllerde şehid etmedi. Kasım Süleymani şehid olduktan sonra Amerikan başkanı Trump tweter hesabından Amerikan bayrağını paylaştı. Ve altına bir kelime daha eklemedi sadece Amerika bayrağını paylaştı. Şimdi Trump'un bu tweterının anlamı nedir? Trump'un tweterının anlamı şudur; Kasım Süleymani'nin katledilmesini Amerika devleti üslenmiştir. Ve bunun sorumluluğunu Amerika başkanı Trump resmen üslendi.
Bakınız bundan öncede çok katliamlar oldu. Bizim İslami ve İnkılapçı şahsiyetlerimiz katledildi.  Sonra gruplar komiteler oluşturuldu.  Bu katliamları kim yaptı?  Katliam emrini kimler verdi?  Bu terörizmi kimler dizayn etti? Kimler icra etti diye araştırmalar yaptılar.  Ama Kasım Süleymani’nin katledilmesini araştırmaya hiç gerek yoktu. Çünkü bir şüphe yok. Zaten Amerika başkanı bu katliamı üsleniyor. Bu yüzden Kasım Süleymani’yi sevmek Amerika'yı mahkum etmektir. Amerika'nın bu alçakça cinayetini mahkum etmeden Kasım Süleymani’yi sevmiş olmayız.  Bunun yanında büyük şeytan Amerika'yı, Siyonist İsrail'i mahkum etmeden olmaz.
 
Kasım Süleymani ile ilgili çok şeyler konuşuluyor.  Günümüzde bir yıldır da konuşuldu. Medyalarda, sosyal medyalarda, mukavemet cephesinde, mukavemet coğrafyasında ve mukavemet cephesinin  medyaların da ama Kasım Süleymani'nin hakkında bilmediklerimiz, bildiklerimizden daha çoktur!
 
İzin verirseniz ben, ağabeyimden şehid  Mahmut  Beyzai'den bir hatıralar anlatacağım. Kasım Süleymani'yi bu gece şehid ağabeğimin dilinden anlatmak istiyorum. 
Ben Şehid Kasım Süleymani'nin ismini ilk defa ağabeğim den duydum. Benim ağabeğim 2003 yılında Kudüs Güçlerine katıldı.  Aynı yılda Irak, Amerikan ordusu tarafından işgale uğratıldı.  Aynı yıl Amerikalılar, Amerikan ordusu ilk defa Kasım Süleymani ile Irak'ta karşılaştı. Resmi olarak da yayınlandı. İlk defa Irak'ta karşılaştı. Ondan önce olmuş yani bu yayında Bosna Savaşında karşılaştığı işaretleri oldu. Ancak ben Irak'tan anlatmak istiyorum. Çünkü benim ağabeyim o yılda Kudüs Güçlerine katıldı.
 
Ben ilk defa ağebeğimden duydum Kasım Süleymani' nin ismini. Benim ağabeğimden duyduklarım, Irak işgali sırasında Kasım Süleymani diye bir komutan askerleriyle Irak' a gitmiş ve Amerika'nın orada planlarını ve oğul Bush'un büyük Ortadoğu diye bir planı varmış. Büyük Ortadoğu planları kapsamında Irak'a, Afganistan'a girdiler. Kasım Süleymani askerleriyle Irak'a Amerikan güçlerinin  bu planları hüsrana uğratmak için girdi. Amerikalılar Kasım Süleymani' yi o zaman fiili olarak orada gördüler. Anladılar ki; Kasım Süleymani ne demek? Kudüs Gücü ne demek? Gördüler. Ondan sonra 2006 da 33 gün süren Temmuz Savaşında Siyonistler Lübnan topraklarında tanklarıyla sadece 3 kilometre ilerleye bildiler. Benti Cubeyr kasabasında durduruldular  ve 33 günden sonra ellerini kaldırdılar, yenilgiyi kabul etmek zorunda kaldılar.  Hizbullah güçleri, bir deprem gibi bunların tepelerine çöktü.
 
Siyonistler Hizbullah güçlerinin nasıl olduğunu anladılar. Dedilerki;  "Hizbullah askerleri bize hayalet gibi saldırıyorlardı. Biz nerden geldiklerini, nerden saldırdıklarını ve neyle saldırdıklarını hiç anlayamadık."  İsrail yaralılarını taşıdıkları o resimlerle bu itirafları internette yayınlandı. İsrail yaralılarını savaş meydanından yüzlerini göstermemek için biz Azerice yüzü koyulu deriz. Yani sırt üstü değil de karın üstü taşıdıklarını görüyordu.  Bunun nedeni de İsrail askerleri arkadan vurulmuş önden vurulmamış. Acaba böyle bir darbeyi Siyonist askerlerine kim indirdi? 
Ben hatırlıyorum ki benim ağabeğim, Temmuz Savaşı sırasında diyordu ki; “Bazı devrim muhafızı komutanlarımız bu günlerde Lübnan'da idi. Bu komutanlar kimlerdi?  Bu komutanların başı kimdi? Ben ona hiç sormadım. O da bana anlatmadı. Bu komutan kim olabilir? Bu elbette ki Kasım Süleymani'ydi . Şehid Kasım Süleymani şehadetinden bir iki ay önce İmam Hamaney' in bir sitesi var. O sitede röportaj yayınlandı. Lübnan'da Temmuz Savaşında 33 gün boyunca bizzat kendisi güçleriyle komutanlık etmiş. Biz savaştan 13 yıl sonra anladık ki bu Kasım Süleymani idi. Lübnan'da Temmuz Savaşında İsrail askerinin karşısına çıkan ve İsrail ordusunu darmadağın eden Kasım Süleymani’ymiş meğer.
 
Ondan sonra Gazze'sin de, Yemen'in de, Afganistan'ında, Mısır'ında, Sudan'ında  sadece savaş sahalarında deyil diplomatik sahalarda siyasi sahalarda her yerde Kasım Süleymani' nin adını duyduk. Bu büyük komutandan, sadece bir komutan olarak söz etmek istemiyorum. Kasım Süleymani  bir komutandan fazlasıydı. Yani bir askeri general olarak Kasım Süleymani' yi anlatırsak, Kasım Süleymani'den hiç bir şey anlatmamışız demektir.
 
Ben yine ağabeğimden bir hatıra anlatayım. 2009 da Tahran'da içişleri bakanlığı binasında  şehidleri anma töreni vardı. Ben Tahran üniversitesinde öğrenciydim. O gün ağabeğim aradı. Törene katılacakmısın diye sordu. Ben dedim katılacağım. Ona sen neden sordun dedim. Dedi ki; törene mutlaka gel. Çünkü törenin konuşmacısı Hacı Kasım'dır. Ben törene gittim. Ağabeğim benden önce gelmişti. Ağabeyimle beraber arkadaşları vardı. Onlarla salona girdik ve oturacak koltuk bulamadık. Salon o kadar kalabalıktı ki oturacak koltuk yoktu. Biz yukarı çıktık. Yukarı katta da koltuklar doluydu. Kenarda kotlukların aralarında zar zor bir yer bulduk. İkimiz oraya oturduk. Tören sırasında ağabeğim Mahmut ile konuşuyorduk.  Ama Hacı Kasım geldiğinde ağabeğim konuşmayı bıraktı. Hacı Kasım konuşmaya başlarken benim ağabeyimde sustu. Sanki sessiz, dilsiz bir kişiydi. Hacı Kasım'ın konuşması bittikten sonra ağabeyim aniden bana dönerek dedi ki şu üzerindeki takım elbiseyi görüyormusun? O törende Hacı Kasım'ın üzerinde kahverengi şık bir takım elbisesi vardı. Dedi ki; bu elbiseyi bu takımı görüyormusun Hacı Kasım'ın başını kaldırmaya emin ol ki fırsatı yok. Bu takımı onun üzerine giydirmeye zor ikna etmişler.
 
Arkadaşlar o bir takım elbise seçsin  kendisine yakıştırsın giysin ve bir törene katılsın öyle bir vakti yok. Bir de emin ol ki;  bu elbiseyi zorla giydirmişler. Bu kadarcık bile vakti yok. Biz törenden sonra aşağı indiğimizde Hacı Kasım'ı binayı terk ederken gördüm. Ağabeyime dedim ki; biz Hacı Kasım' ı yakından görüp selam verebilirmiyiz?  Ağabeyim dedi ki sen git. Sen neden gelmiyorsun dedim. Ağabeyim dedi ki bu adamın yüzü o kadar yorgun ki, bu adamın gözleri o kadar uykusuz ki, ben bu adamın yüzüne bakmaya utanıyorum. Onun için Hacı kasım'ı yakından selamlamaya gelmedi.
 
Hacı Kasım Kudüs mücadelesinde, Filistin mücadelesinde sadece bir general değildi. Yani Kudüs davasına vaktini sadece bir general olarak harcamadı. Bütün ömrünü Kudüs için feda etti. Hacı Kasım kendisine, ailesine, kızına, oğluna sarf edeceği vakti Kudüs için feda eyledi.
Ağabeyimin anlattığı bir hatırayı anlatayım. Tahran'da Hacı Kasım'ın ofisindeydik.  Hacı Kasım dedi ki ben kırk gündür Tahran'dayım ama eve gitmemişim. Ben ailemi görmemişim. Hacı Kasım dedi ki ben oğlumu özledim. Birisi gitsin de onu ofisime getirsin. Hacı Kasım'ın ofisinde bulunan arkadaşlarından biri gitti. Hacı Kasım'ın oğlunu ofise getirdi. Hacı Kasım kırk günden sonra oğlunu ofisinde gördü. İki saat oğul baba birbiriyle konuşup hasret giderdiler. Sonra tekrar Hacı Kasım'ın oğlunu getiren arkadaşı geriye evine götürdü. Hacı Kasım hatırlatayım bunu ben bir video gördüm İslam Cumhuriyeti resmi kanalı bir video yayınladı.
 
Haşti Şabi'nin  başkanı yani şuanda ismini hatırlayamadım. Hacı Kasım'ın şehadetinden sonra ailesine selam tesliyet ve tebrik için Tahran'a gelmişti. Hacı Kasım'ın kızını gördüğünde kızına dediki ; “Zeynep hanım hatırlıyormusun? Hacı Kasım ile bir defa Irak'a gelmiştin. Irak'a geldiğinde ben Hacı Kasım'a sordum. Hacı bu kız çocuğunu Irak'a bu kadar tehlikeyi bile bile neden getirdin?  Hacı Kasım'a bunu sorduğumu hatırlıyormusun?” Sorduğun da Hacı Kasım'ın kızı Zeynep hanım yüksek sesle ağlamaya başladı. Haşti Şabi başkanı Aziz Alim, dedi ki; “Zeynep hanım hatırlıyormusun? Hacı Kasım dediki bu kız çocuğu bensiz duramıyor. O bana yürekten bağlı. Benim ayrılığıma dayanamıyor. Onun için ben kızımı beraberimde Irak'a getirdim. Ve bu söze Hacı Kasım' ın kızı yüksek sesle ağladı.
 
Bakınız Hacı Kasım Irak'a gittiğinde cumhurbaşkanlığı binasında  yada bir sarayda kalmıyordu. O havalimanından indiğinde direk cephelere gidiyordu. Hacı Kasım'ı siz hangi fotoğrafta bir masa arkasında gördünüz? Hacı Kasım'ın fotoğrafları tamamen mukavemet cephelerinde çekilmiştir. Hacı Kasım ailesini de beraberinde cepheye götürmüştür. Yani Hacı Kasım'ın ailesi için bile harcayacak vakti yoktu. Hacı Kasım kızını oğlunu ailesini mücadelesine, davasına feda etti. Hacı Kasım böyle bir komutandı. Bu nasıl bir komutan nasıl bir generaldi.  Hacı Kasım Kudüs aşığı olarak mücadele etti. Hacı Kasım bir Kudüs fedaisi, bir Filistin fedaisi olarak mücadele etti. Hacı Kasım Amerika’lılara, İsrail’lilere bu bölgede öyle ağır darbeler indirdi ki; Biz bunu İsrail'lilerden, Siyonistlerden ve Amerikalılardan sormamız lazım. Hacı Kasım ne demek bunu en iyi Amerika’lılar anlatabilir.
 
Siyonistler anlatabilir. Hacı Kasım ne demek. Ağabeyim bir defasında bana dedi ki; “Irak'ın işgalinden sonra Hacı Kasım Irak' a gittiğinde Irak'ın gençlerine askeri eğitim verdi. Onlara silah verdi. onların ellerini silahla doldurdu. Ondan sonra Amerika'nın işgalci askerleriyle Irak'ın gençleri ile karşı karşıya mücadele yi başlattıktan sonra, Amerika'nın işgalci ordusunun başkomutanı Hacı Kasım'la üçüncü bir ülkede müzakere masasına oturmak zorunda kaldı.” Ben sordum bu ülke hangi ülke dir? Ama ağabeyim söylemedi. Ancak İran ve Irak'ta değildir. Yani üçüncü bir ülkede müzakere masasına oturdular”  dedi.
 
O müzakere masasında Amerika'nın başkomutanı Hacı Kasım'a yalvarmış. Amerika’nın Irak'ta itibarının yerle bir olduğunu anlatmış. ve Hacı Kasım'a Irak geçlerinin Amerika’n askerlerini daha az öldürsünler diye yalvarmıştı.  Çünkü Amerika’n askerlerinin ölüm sayısı Amerika'nın itibarını yerle bir etmişti. Amerika'nın itibarını dünyada kim yerle bir etmiş? Hangi isim öne çıkıyor burada tabiî ki Kasım Süleymani.  Siyonistlere gidin sorun. Kasım Süleymani demek ne demek? Kasım  Süleymani'nin düşmanları emperyalistlerden , Siyonistlerden, Fransızlardan, İngilizlerden gidin sorun. Kasım Süleymani demek ne demek?
 
Hatırlayalım Amerikan savunma bakanı yardımcısı yanılmıyorsam eğer Dick Cheney  televizyonda resmen ilan etti. İslam Cumhuriyeti, beş arap ülkesinin başkentini bizim elimizden aldı. Dick Cheney bunu televizyonda canlı yayında  resmen söylüyordu.  Şam, Beyrut, Bağdat, Sana ve Melame, bu beş başkenti İslam Cumhuriyeti bizim elimizden aldı diyordu. Dick Cheney İslam cumhuriyeti derken Hacı Kasım Süleymani'nin adını ağzına almaktan korkuyordu. Hacı Kasım idi bunları Amerika'nın avucunun içinden alan daha doğrusu bu kurtların ağından çekti ve çıkardı. Hacı Kasım’ı en iyi onlar biliyor. En iyi onlar tanıyor. Hacı Kasım'la karşı karşıya savaşmaktan korktular aciz oldular. Hacı Kasım'ın kızı Zeynep hanım bir haber kanalıyla yaptığı röportajda bunu çok güzel anlattı. Babamla karşı karşıya savaşamadıkları için babamı alçakça şehid ettiler dedi. Bunlar hakikatlerdir. Hacı Kasım’ın gücü, Hacı Kasım’ın iradesi, Hacı Kasım’ın mücadelesi İslam tarihi boyunca emsalsiz, tek ve emsali görülmemiş bir mücadeleydi.
 
Hacı Kasım elini o kadar güçlendirmişti ki; Bu güçle  Amerika’yı tamamen bu bölgeden atıp ayağını kesmek istiyordu.
Hatırlıyorum İmam Hamaney üç yıl önce buyurdular ki; “İslami İnkılabı ile Amerika’yı  İran’dan çıkardık dışarı attık. 2014 de Amerika’yı bölgeden dışarı attık.” Peki burada kimin ismi önde geliyor?  Tabiî ki Kasım Süleymani bu mücadeleyi yaptı. 
 
Kasım Süleymani, şehadetinden sonra bu bölgede çok değerli bir yadigâr bıraktı. Kasım Süleymani bölgede mukavemet diye bir cevher, mukavemet diye bir ordu bıraktı. Bu mukavemet cephesi; Kasım Süleymani’nin şehadetinden sonra Kasım Süleymani’nin kanının bereketiyle Kasım Süleymani’nin aşkıyla, Amerika’n ordusunun askerlerini birer birer dışarı atmak için hazırlanıp silahlandılar. Sadece Veliyi Emir İmam Ali Hamaneyn’in emirlerine hazırdırlar. Bu şüphesiz ki Amerika’nın sultası, hakimiyeti bu bölgede bitmiştir. Çoktan bitmiştir. Bunu en iyi Amerika’lılar biliyor.
 
Bakın Kasım Süleymani’nin emri altında olduğu gücün ismi  ne? Kasım Süleymani’nin güçlerinin adı Kudüs Gücü. Yani Kasım Süleymani’nin amacı belli, yolu o kadar belli o kadar açık. Kasım Süleymani’nin yolu, amacı, asil hedefi ilk önce Amerika’lıları dışarı atmak. Ondan sonra Amerika’nın köpeği Siyonist İsrail’i bu bölgeden dışarı atmak. Adını çağımızın sayfasından silmek. İsrail diye bir devleti, İsrail diye bir bayrağı haritadan silmektir. Kasım Süleymani demek bu mücadele demektir. Budur Kasım Süleymani.
 
Trump açıklamalarının birinde kendisine layık olacak küfürlü bir söz ile Hacı Kasım’a küfür etti. Sonra dedi ki; “Amerikalıların çoğunun kolu ve bacağının kırılmasının sorumlusu Kasım Süleymani’dir.”  
 
Kasım Süleymani’nin manası daha da artıyor. Hakikat şu ki Hacı Kasım’ın şehadetinden sonra  biz böyle sanıyoruzki, Şehid Kasım Süleymani,  General Kasım Süleymani’den daha tehlikeli. Düşmanlar bunu itiraf etmeye elbette korkuyorlar. Onlar biliyor ki  Şehid Kasım Süleymani  General Kasım Süleymani’den daha korkutucu ve daha tehlikeli, illet budur.
 
Biz mukavemet cephesinin tarihine baktığımızda gördük ki Şehid Ragıp Harb’ın şehadetinden sonra mukavemet cephesi zayıfladı güçsüz oldu! Şehid Abbas Musevi’nin şehadetinden sonra biz ne zaman gördük ki  mukavemet cephesi durduruldu! Yani mukavemet hattı, mukavemet yolu mukavemet cephesi yerle bir oldu! ve durduruldu! Bunu gördükmü ki? Biz nezaman buna şahid olduk? Hiç bir zaman böyle bir şey olmadı. Tam tersi bu şehadetlerden sonra mukavemet cephesi daha da güçlendi. Bunlar bizim yüreğimizle inandığımız, kalbimizin bütünüyle inandığımız hakikatlerdir.  Allah bizim yüreğimizi bunla doldurmuştur.
 
Bunları biz kimseden öğrenmedik. Allah’a Kur’an’a Peygambere İslam’a imanımız ve İslam mektebine aşık olduğumuz için Allah bizim yüreğimize bunları hıfzetmiş, nüfuz etmiş. Eğerki Seyyidüşşüheda Eba Abdullah Hüseyin’in Kerbela’da şehid olmasından sonra İslam’ın yolu yerde kaldımı? İmam Hüseyin’in kanı yerde kaldımı?  İmam Hüseyin’in cephesi zayıfladımı? O zaman Kasım Süleymani’nin şehadetinden sonra mukavemet cephesinin zayıflamasını beklemesinler. Seyyid Abbas Musevi’nin şehadetinden sonra Hizbullah zayıfladımı?  İslami mukavemet hareketi zayıfladımı? Hacı Kasım’ın şehadetinden sonra mukavemet cephesinin mukavemet mihferinin durdurulmasını ve zayıflamasını beklesinler!
 
Temmuz harbinde 2006 yılında İslami mukavemet hareketi Lübnan’da tarihte yapılan en ağır kaybı Siyonist rejimin ordusuna verdirdi.  Şehid Abbas Musevi’nin şehadetinden sonra zannettilerki mukavemet cephesi zayıfladı. Siyonist tarih boyunca 1948 den günümüze kadar bukadar darbe hiçbir zaman vurulmamıştı. Sayın Hasan Nasrallah’ın hidayetinin altında, onun rehberliğinin altında, mukavemetin bayrağının altında Kasım Süleymani gibi komutanların varlığıyla İsrail’in itibarı yerle bir edildi. Yani Siyonist tarihi boyunca emsalsiz bir olaydı. Onun için biz inanıyoruz ki Kasım Süleymani’nin şehadetinden sonrada  Amerika’nın tepesine Siyonistlerin tepesine daha ağır darbeler indirilecektir. Bunda hiç şüphemiz yoktur. 
 
Yani Kasım Süleymani’nin şehadetinden sonra daha güçlü bir mukavemet cephesi var. Mukavemet yoluna daha derinden yürekten inanan bağlı olan ve her türlü fedakarlık yapmaya hiç tereddüt bile etmeden hareket etmeye hazır bir büyük ordumuz var. İslam coğrafyası büyüklüğü kadar. Yani mukavemet cephesini siz Akdeniz’den tutun da uzak doğuya kadar bu coğrafyada bizim daha büyük bir ordumuz var. mukavemet ordusu adında. Bu Şehid Kasım Süleymani’nin yadigarıdır. 
 
Amerika’lılar, Siyonistler  bilmedikleri ve beklemedikleri bir zamanda tarihin en büyük darbesini yiyecekler.  Bu ordudan ve hiç bir şüphemiz yoktur. Bu mukavemet cephesinin geleceğidir. Biz buna inanıyoruz.
 
Sizlere bu yayını yaptığınız için çok teşekkür ediyorum. Biz bile burada sizin yaptığınız yayının bir benzerini bile yapmadık. Size bütün kalbimle teşekkür ediyorum.
 

Diğer Yazılarımız